KESTANENIN TADI DA KAR ALTINDA BIR BASKA GUZEL BE!

Inceden kar atistiriyor, hava buz. Atkimi boynuma dolamisim, uzerimde havaya inat en kalin kabanim, ellerimde eldivenlerim var ama parmak uclari kesik cunku aksi taktirde herhangi bir seyi tutmak, hissetmek mumkun degil. Saat daha bes bucuk ama hava coktan kararmis, bir yandan soguk kemiklerime islemesin diye hizla yururken bir yandan da aksam yiyecegim kestaneleri dusunuyorum; boyle havada kimse beni disari cikaramaz ama canim kestane cekti bir kere! Markete girip degil iki kisiye bir orduya yetecek kadar kestane aliyorum, soyle iri ve deliksiz olanlarindan tek tek seciyorum. Aksam yemeginden sonra hemen keskin bir bicak ve bir tepsi dolusu kestaneyi getirip esimin kucagina koyuyorum; "hadiiiii, kestane kebab, yemesii sevaaaap". Kestaneler bir guzel ciziliyor, tepsiye dizilip 250 derecedeki firina, cok kurumasinlar diye bir kase su ile birlikte, veriliyor. Kestaneler buyukluklerine gore yaklasik 15 ila 25 dk kadar pisirilip altin rengini aliyor.
M: Asil sokakta donarken yiyeceksin bu kestaneleri.
Z: Di mi ama!... Eee, ne duruyoruz hadi bahceye!
M: Kar yagiyor, hasta oluruz. Ben cikmam!
Z: Hadi bahceyeee!!!!
M: Off of , cuma aksami da bi rahat yok...
Z: Ya once soyleyip sonra vazgecmek olmaz ki ama! Hadi kalk ya...
M: Ya sabirrrr... :)
Benim itip durtmemle kalkip bahceye cikiyoruz, esim once isteksiz ama kar oyle guzel yagiyor ki onun da yuzu gulmeye basliyor. Gecenin on birinde, pijama ustune giyilen kabanlarin icinde ve pamuk gibi yagan karin altinda titreyerek kestanelerin kabuklarini soymaya calisiyoruz bir yandan da "biz kesin deliyiz" diyerek gulme krizine giriyoruz :)
M: Aa bak bunlar cok guzel catlamis, yemeyelim yarin fotografini cekersin.
Z: Evet super fikir, eski gazetelerden minik kese kagidi da yapariz!!
M: Tamam o zaman kabuklarini atma, kese kagidinin dibini onlarla doldurursun...
Donuyoruz ama kestaneler oyle sicak ki parmak uclarimizi yakiyor, yine de keyfimize diyecek yok!
M: Kestanenin tadi da kar altinda bir baska guzel be:)
Z: Himmm...
Labels: Ilgimi Cekenler












